Tag

ameliyatsız estetik Arşivleri - Serkan Yıldırım Blog

Gençleşmek İçin İple Yüz Askılama !

By | Genel | No Comments

Daha genç görünmek isteyen herkes için mükemmel bir yöntem olan iple yüz askılama, sizi değiştirmez. Gençleşerek zamanda yolculuk yapmanıza yardımcı olur.

Sarkma, kırışıklık, yüz bölgesindeki elastik dokunun kaybolması gibi tüm rahatsızlık verici durumlardan iple yüz estetiği yöntemi ile kurtulabilirsiniz.

İple Yüz Askılama Nasıl Yapılır?

Tarafımızdan muayeneniz gerçekleştirildikten ve iple yüz askılama estetiği işleminden faydalanabileceğinize karar verildikten sonra yukarıda bahsetmiş olduğumuz rahatsızlık verici durumların tedavisine geçilir.

Uygulama esnasında ilgili bölge lokal anestezi yardımı ile uyuşturulur. Böylece herhangi bir ağrı ya da acı hissetmenizin önü de alınır. Germeye yardımcı olacak özellikteki ipler, uzman doktorumuz tarafından kanüller vasıtasıyla ilgili bölgelere yerleştirilir. Bu noktada bütün iplerin gerekli noktalara yerleştirilmesinin önemini vurgularken ve bunun ise yalnızca alanında uzman ve estetik görü sahibi bir cerrah tarafından uygulandığında olumlu sonuçlar vereceğini unutmamanızı da hatırlatmak isteriz. İplerin yerleşimi tamamlandıktan sonra cildi yatıştıracak birtakım kremler kullanılır ve iple yüz askılama tedavisi gerçekleştirilmiş olur.

Tedavinin etkisini hemen görebilirsiniz; ancak çok hafif kızarıklık ve şişlik gibi etkiler 2-3 gün içerisinde ortadan kalktığında çok mutlu olacağınızdan eminiz.

İple yüz estetiği neyi sağlar ?

İple yüz estetiği işleminde kullanılan ipler sayesinde sarkmış olan yüz dokusu gerdirilirken, iplerin oluşturduğu doku reaksiyonu sayesinde kollajen oluşumu sağlanır ve yüz gençleşmesi uyarılır. Bununla birlikte ihtiyaç olan kişilerde estetik dolgu uygulamaları, botoks işlemleri ve mezolifting, prp uygulaması gibi diğer ameliyatsız estetik işlemler ile çok daha iyi bir yüz gençleşmesi sağlanması mümkündür.

İple Yüz Asmadan Sonra 

İşlemden sonra nelere dikkat etmeniz gerektiği size ayrıca doktorunuz tarafından etraflıca bildirilecektir; fakat biz yine de iple yüz germe estetiği sonrasında güneşten mutlaka korunmanız gerektiğini de hatırlatalım. Yani yaz gelmeden gençleşmenin şimdilerde tam zamanı! Ne dersiniz?

İple Yüz Askılama Tedavisi Kalıcı mıdır?

İple yüz askılama tedavisi kalıcı bir işlem değildir. Uygulama esnasında kullanılan kılçıklı ipler, belli bir süre içerisinde deri alt hücreleri tarafından emilerek yok edilmektedir ve kalıcılık süresi kişiden kişiye farklılık gösterebilmekle birlikte 18-24 ay arasında değişmektedir. Bunun sebebi, yaş, hormonal durum, derinin yapısı gibi kriterlerin tüm hastalarımızda değişim gösterebilmesidir.

Ayrıca iple yüz askılama tedavisinden herhangi bir sebeple memnun kalmadığınız ya da işlemi geri almak istediğiniz takdirde yerleştirilmiş olan ipler, deri altından yeni bir operasyonla da çıkartılabilmektedir; ama bizimle ulaşacağınız sonuçlarda böyle bir şeye ihtiyacınızın kalmayacağını da rahatlıkla söyleyebiliriz.

Tabiki kalıcı bir sonuç istiyorsanız plastik cerrahi uzmanınız yüz germe ameliyatı ile yada yağ enjeksiyonuyla yüz gençleştirme ile size bunu sağlamak için hazır 🙂

Dolguyla Burun Eğriliği Düzeltme

By | Genel | No Comments

Burun, insan yüzünde estetik açıdan en dikkat çekici bölgelerden biridir ve haliyle bu bölgede var olan herhangi bir problem, başta eğrilik olmak üzere kişiyi rahatsız edebilmektedir. Neyse ki burun ameliyatları artık eskisi gibi kemik ve kıkırdakların törpülenmesi ya da kırılması yolu ile gerçekleştirilmiyor, bunun yerine yumuşak dokunun da düzeltilmesine odaklanılarak gerekli bölgelerin dolgu estetiği yardımı ile doldurulması sağlanabiliyor. En güzeli de yöntemin ameliyatsız estetik kategorisine girmesi yani cerrahi yöntemlere göre hasta için daha pratik, ağrısız ve kısa süreli bir iyileşme dönemi anlamına gelmesi.

Burun eğriliği kişinin doğuştan karşılaşabileceği problemlerden biri olmasının yanı sıra bir kaza sonucu ya da cerrahi müdahalelerdeki aksaklıkların sebep olduğu çökükler dolayısıyla da karşımıza çıkabilmektedir. Her ne olursa olsun, dolgu ile burun eğriliği düzeltme ameliyat tercih etmeyen hastalar için oldukça tercih edilesi ve başarı düzeyi yüksek sonuçlara sahip yöntemlerden biri olarak bilinmektedir. Her şeyden öte, dolgu ile burun eğriliği düzeltme daha sonra ameliyat düşünen hastalara sonucun bir fikir vermesi açısından da oldukça pratik bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır.

Aslında dolguyla burun eğriliği düzeltme bir kamuflaj işlemi, yani burundaki eğriliğin oluşturduğu gölgelenmeleri, dolgu yardımıyla değiştirip, burun sanki düzelmiş algısı yaratıyoruz. Bu durum özellikle ameliyata ayıracak zamanı olmayan yada ameliyat korkusu olan kimseler için can kurtarıcı bir yöntem haline getiriyor burun dolgusu işlemini.

Kliniğimizde hasta güvenliğini en üst düzeyde tutmak amacıyla Amerika’da FDA ve Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış olan hyaluronik asit dolguları kullanmayı tercih etmekteyiz.

Dolguyla burun eğriliği düzeltme işleminden hemen sonra günlük yaşantınıza geri dönebilirsiniz, işlemin en önemli avantajlarından biri burun estetiği aksine istirahat süreci gerektirmemesidir.

Dolguyla burun eğriliği düzeltme işleminin bir diğer önemli avantajı ise; işlemin hoşunuza gitmemesi hâlinde isterseniz süreç içinde isterseniz doktorunuzun gerçekleştireceği eritici iğne yöntemi ile geri dönüşümünün sağlanabilmesidir. 

Morluk, şişlik ve ağrı olmadan dilediğiniz gibi bir buruna sahip olmanın en az on iki aya kadar çıkartılabilir keyfi ise tartışmasız dolgunun sağlamış olduğu en ideal avantajlardan biridir.

PRP Tedavisi Sayesinde Doğal Gençleşme

By | Genel | No Comments

PRP Tedavisi ile Gücünüzü Keşfedin

Damarlarımızda dolaşan kanın yaşam kaynağımız olduğunu biliyoruz; fakat bir de kanımızın içinde bulunan ‘plazma’ var ve plazma, büyüleyici bir iyileştirici gücün ta kendisini sunuyor bizlere. Yetmiş kilogram ağırlığa sahip bir birey vücudunda yaklaşık 6 litreye kadar kan bulundurmaktadır ve bu kanın da %50-60 civarı bir kısmı plazmadan oluşmaktadır. Peki kanımızda bulunan bu plazmanın PRP ile ilgisi nedir? PRP’nin açılımı; “Platelet Yönünden Zenginleştirilmiş Plazma Uygulaması” anlamına gelmektedir. PRP, kişiden alınan az miktarda kanın santrifüj işlemi ile ayrıştırılarak elde edilen plazmanın kanın sahibine enjekte edilerek geri verilmesi yöntemini içeren bir uygulamadır.

PRP Tedavisi Hangi Sorunları Hedeflemektedir?

PRP yöntemi, deride bulunan hasarlı bölgenin doğal ve etkin bir biçimde onarımını hedeflemektedir. Diş hekimliği uygulamaları, estetik tıp, iyileşmeyen yaraların tedavisi, saç dökülmesi, yüz gençleştirme, vücut gençleştirme, kırışıklık tedavileri, yara izleri ve akne gibi pek çok konuda PRP tedavisinden faydalanılabilmektedir.

PRP Uygulamasının Çalışma Prosedürü Nedir?

PRP tedavisi, tedavinin gerçekleştirileceği hastadan alınan 2 ya da 3 tüp kanın santrifüj edilmesi yoluyla elde edilen PRP’nin mezoterapi ya da dolgu yöntemlerinden uygun olanı yoluyla hastanın derisine enjekte edilmesi şeklinde veya özel bir kremin içerisine karıştırılarak uygulanması şeklinde gerçekleştirilebilmektedir. PRP tedavisi yaklaşık 30 dakikalık bir süreyi kapsamaktadır ve tedaviyle ilgili herhangi bir doz kısıtlaması bulunmadığından kişinin kanından elde edilen PRP’nin tamamı tedavi için kullanılabilmektedir.

Uygulamadan sonra ortaya çıkan canlanmış, dinç ve parlak cildinize kısa sürede sonuç alınmaktadır. Fakat 2-4 haftada bir gerçekleştirilen 3 uygulamadan oluşan bir kürün sonunda ise ortaya çıkan etkinin hem kalıcı olması hem de iyiden iyiye belirginleşmesi sağlanmaktadır. Yılda birkez kür uygulaması gerçekleştirildiğinde ise ortaya çıkan etki kesinlikle gençleştirici ve uzun soluklu olacaktır.

PRP tedavisinin öne çıkan en önemli özelliği, uygulamada kullanılacak olan kan ve plateletlerin yine hastanın kendisinden alınmış olması ve bunun da tedaviyi son derece güvenilir kılmış olmasıdır yani hiçbir yan etki yada alerjik reaksiyonun oluşmamasıdır.

PRP uygulaması botoks, dolgu, mezolifting, lazer gibi diğer ameliyatsız estetik uygulamaları ile birlikte kullanıldığında ortaya çıkan sonuçlar gerçekten son derece yüz güldürücü ve mutlu edici olmaktadır.

Ameliyatsız Gençleşme: iple Yüz Asma Estetiği

By | Genel | No Comments

Ameliyatsız da Genç Görünebilirsiniz:

Sarkmalar, kırışıklıklar ve tüm bunların sonucunda yüz ifadesinde ortaya çıkan düşmüş görüntü… Belirli bir yaştan sonra hepimizin mutsuzlukla karşıladığı bu tip problemlerle boğuştuğu maalesef ortada duruyor. Önemli olan ise; tüm bu sorunların başarıyla uygulanabilen bir çözümünün olması: İple yüz asma ya da yüz germe estetiği. İple yüz estetiğinin bahsedilecek en avantajlı yanı da ameliyatsız estetik yöntemler kategorisinde olması aslında.

Bu yöntem sayesinde çene konturundaki sarkmalar, yanak sarkmaları, boyun sarkmaları, göz çevresi ve kaş sarkmaları, ağız köşesi sarkmaları, burun-yanak kıvrımının derinleşmesi gibi birçok soruna çözüm bulunabilmektedir.

İple yüz germe estetiği, 2 farklı biçimde uygulanabilmektedir. Uygulamalardan biri; eriyen bir iplik ve üzerinde bulunan eriyen koniler yardımı ile yüzün istenen vektörlere uygun biçimde askılanması yöntemi ile gerçekleştirilmektedir. Özel konileri olan bu tasarım iplikler “thread lift” yada “siluet lift” adıyla bilinir. Bu noktadan sonra kullanılan iplik hem yüzü askılayarak hemde eriyerek yüzde sıkılaşma sağlamaktadır.

Diğer iple yüz asma estetiği yönteminde çeşitli kalınlıklarda burgulu ya da tırtıklı dikişlerin, belirlenmiş vektörler doğrultusunda iğne yardımı ile deri altına bırakılması ile gerçekleştirilmektedir ve “coq lift” olarak isimlendirilmektedir. Bu yöntemde de iplerin erimesi esnasında oluşan enflamasyon kollajen sentezini uyarmaktadır ve ciltte hem askılama hemde bir sıkılaşma ortaya çıkmaktadır.

İple yüz germeden, yüzündeki sarkmalar kısmen daha minimal seviyede olan ve çoğunlukla 50 yaş altı hemen herkes faydalanabilmektedir. İleri yaştaki hastalarda da iple yüz germe uygulanabilmektedir; ancak bu noktada beklentilerin gerçekçi olmasına, daha ılımlı sonuçlar elde edileceğinin hastayla paylaşılmasına özen göstermek gerekir.

İple yüz asma estetiği, işlem esnasında kullanılan uyuşturucu kremler yardımıyla hastaların ağrı, acı hissetmediği bir işlemdir. İşlemden sonra genellikle morluk oluşmamaktadır. Yalnızca kısmi ödem ortaya çıkabilmektedir; ancak bu durum da sıklıkla 4-6 saatlik bir süre zarfında tamamen iyileşme göstermektedir. Sonuçlar ise, uygulamanın başarısına göre değişmekle birlikte 18-24 aya kadar kalıcılığını koruyabilmektedir.

Daha etkili bir sonuç elde etmek için; iple yüz asma estetiği yanı sıra dolgu estetiği, botoks, fraksiyonel lazer, radyofrekans, iğneli radyofrekans, mezoterapi gibi diğer ameliyatsız estetik yöntemlerinden de faydalanılması memnuniyet ve beklentinin karşılanması anlamında oldukça önemlidir..

Ameliyatsız Burun Küçültme

By | Genel | No Comments

Ameliyatsız Burun Küçültme Mümkün mü?

Elbette, ameliyatsız estetik ile burun küçültme mümkündür. Hem de dolgu estetiği ile yani hem dolduruyoruz hem de küçültüyoruz:)

O Hâlde Karşınızda Dolguyla Burun Küçültme!

Herkes zaman zaman vücudunun birtakım kısımlarından rahatsızlık duyabilir, bunu değiştirmek isteyebilir; ancak bu değişim gerçekleşirken estetik ameliyat olmak da istemeyebilir, geçirdiği değişimin kalıcı olmasını istemeyebilir ya da yalnızca bir deneme yapmak isteyebilir, vs vs.

İşte bu noktada ameliyatsız estetik yöntemleri içinde en sık kullanılan dolguyla estetik devreye giriyor ki oldukça da başarılı sonuçlarla…

Dolguyla burun küçültme, burun büyüklüğü ya da uzunluğundan şikâyetçi olan hastalarımızın çene ucu, alın bölgesi, gözaltı ya da elmacık bölgelerinin gereken oranlarda ön plana çıkartılarak burnun daha küçük gözükmesini sağlamak amacıyla yapılan dolgu estetiği işlemidir. Bu yöntemde algılar devreye girmektedir, yüzde ön plana çıkartılan diğer bölgeler yardımıyla burun daha küçük görünebilmektedir.

Dolguyla Burun Estetiği Süreci

Ameliyatsız burun küçültme işlemi 15-25 dakika aralığında gerçekleştirilebilmektedir ve uygulamadan hemen sonra günlük yaşantınıza rahatlıkla geri dönebilirsiniz. Sonuçlar, kullanılan dolgu malzemesinin kalitesine, güvenilirliğine ve tabii elbette estetik cerrah ın tecrübe ve uygulama biçimine göre değişim göstermekle birlikte, 18 aya kadar kalıcılığını devam ettirebilmektedir. Bu noktada, yapılan işlemin uygulama süresi, ağrı ve acı barındırmaması, anestezi gerektirmemesi gibi detaylar dikkate alındığında dolguyla burun küçültmenin 18 aya kadar kalıcılığını sürdürmesi aslında bir dezavantaj değil, avantaj olarak algılanmalıdır.

Eğer ameliyatsız burun küçültme işleminden fazlasıyla memnun kalır ve artık böyle yaşamak istediğinize kanaat ederseniz, dolguyla burun küçültme işleminden sonra burun estetiği ameliyatı hatta çene ucu estetiği ve alın çıkıntısına yağ enjeksiyonuna işlemlerine yönelebilir, ne istediğinizden emin bir biçimde estetik dönüşümünüzün kalıcı olmasını sağlayabilirsiniz.

Bakımlı kadın olmak zor mu ?

By | Genel | No Comments

Kadınlar, dünyanın en estetik canlıları… Dünya üzerinde güzel olan ne varsa onun yanında durduğunda, onunla demlendiğinde gözlere kusursuzluğu bulmanın heyecanını yaşatan gizemli varlıklar.

“Her kadın güzeldir.” Evet, bu klişe cümleyi, hemen hepimiz bir gün, bir yerlerde duymuşuzdur. Peki güzel olan her şey, zamanın hızlı acımasızlığı karşısında ‘güzel’ce kalmayı başarabilir mi? İşte maalsef, daha bu sorunun cevabı için ortaya koyabileceğimiz olumlu bir örnekle karşılaşmadık. Yavaşça bildiğiniz tüm estetik değerleri aklınızdan geçirmeye çalışın; bunların her birinin sahip olduğu değeri koruyabilmek için çeşitli bakım oranlarına tabii tutulduğunu da fark edeceksiniz.

“Şarap gibi olmak…” için öylece beklemek yeterli değil. Yer çekimi, tozlu dünya, yoğun stres altında geçen iş günleri, kısacası yaşamak, gündelik hayatımızda bu kadar zor bir hâle gelmişken; vücudumuzun biraz şımartılmadan bizimle beraber sağlıklı bir biçimde yürüyebilmesi de çok kolay olmuyor.

Aslına bakarsanız, kadınlar işler bu kadar çetrefilli bir hâle gelmeden çok önceleri de dünyanın hemen her yerinde kendilerine bakmanın önemini ve bunun getirdiği tatmin duygusunun eşsiz rahatlığını keşfetmişlerdi. Rastık, süt, güzelavratotu bunlardan sadece çok azı. Şimdi ise aynı yöntemleri daha gelişmiş ve pratik bir biçimde kullanımımıza hizmet etmek üzere sunan bir sektör var ve kesinlikle bundan sonuna kadar faydalanmayı hak ediyoruz.

Aynı anda; anne, eş, evlat, çalışan kadın ve daha fazlası olabilmek gerçekten kadınların başarıyla yürttüğü ve onlara özgü bir durum. Ama her ne kadar başarıyla ilerlese de her kadın bu yoğunluğun altında kendini biraz şımartabilmelidir de…

Güzelliğinizi ortaya çıkartmak ve onu muhafaza etmek sizin elinizde. Üstelik baştan aşağı güzel bir kadın olmak, sanılanın aksine hiç de zor bir şey değil. Yalnızca kendinize biraz zaman ayırın. Yapılması gereken onca şeyin arasında, bir de saçlarınızı, ellerinizi, ayaklarınızı, cildinizi, kıyafetinizi, makyajınızı düşünmek ve ayarlamak ve düşünmek zor geliyor olabilir. Ama bu o kadar da zor değil. Üstelik bunu alışkanlık hâline getirdiğinizde ve aynada kendi eserinizi gördüğünüzde hissedeceğiniz mutluluk kendinize ayırdığınız tüm bu sürece fazlasıyla değecektir de… Tabii bakımlı olmak, yalnızca bunları yapmak değildir. Bir kadın çok küçük dokunuşlarla da fazlasıyla bakımlı görünebilir. Önemli olan; doğru olanı, yeteri kadar uygulayabilmeyi öğrenmeniz. Mesela şu farkı iyi ayırt edebilmeliyiz, modayı takip etmek, kendimiz için uygun olanı seçtiğimiz anlamına gelmez. Hatlarımızın müsaade ettiği kıyafetlere yönelmeli, cildimize uygun olan bakımı ve makyajı yapmalı, surat şeklimizi tamamlayan saç stilleri geliştirmeliyiz. Moda ile kendimiz arasındaki uygun çizgiyi belirleyip doğru şekilde harmanlamayı başarabilirsek, gerçekten harika kadınlar olabiliyoruz.

Bakımlı kadın olmak, bedenimizi bir bütün olarak algılamayı ve onu buna göre taçlandırmayı, bu bütünün içinde bize ait en güzel ayrıntıyı ortaya çıkartmayı gerektirir ki işin biraz komplike gibi görünen kısmı burada ortaya çıkıyor. Fakat bu durum gözünüzü korkutmasın, eğer bakımlı bir kadın olmanın keyifli gereklilikler dünyasına yeni adım atacaklardansanız, yapmanız gereken; bir süre gözlemlemek ve denemek, elbette işin uzmanlarından tavsiye almayı da es geçmemeliyiz. Daha sonra kendiniz için uygun olan seçeneği rahatlıkla belirleyecek ve bunu gün geçtikçe daha fazla geliştirdiğinizi siz de göreceksiniz. Düzenli devam eden bir bakım süreci, hem güzelleşmemize hem de kendimizi her zamankinden daha sağlıklı, ruhsal anlamda daha doygun ve özgüven sahibi hissetmemize yarayacaktır. Tek yapmanız gereken başlamak ve kendiniz için uygun bir program geliştirerek bunu düzenli hâle getirmek.

Ve unutmayın; emekle taçlandırılmış bir güzellik, büyüleyiciliğini de beraberinde taşır.

Botoks İle Gençliği Yakalayın

By | Genel | No Comments

Estetik cerrahi veya estetik uygulama denilince aklımıza ilk gelen bir kaç sözcükten biri olan botoks, kırışıklıkları açmak, kırışıklıkları önlemek, yüzü daha genç ve gergin göstermek, bakışları canlı kılmak gibi estetik amaçların yanı sıra migren tedavisi ve aşırı terleme tedavisi için oldukça etkin bir çözüm sunuyor. Botox yaptırma fikri hala bazılarımıza uzak gelse de aslında botoks işlemi birkaç dakikalık uygulama ile yüzünüzde daha genç ve güzel bir görünüm sağlayan ameliyatsız estetik dehasıdır.

Yaşla birlikte kaslarımızın hareketleri cildimizi kırıştırmaya başlar. Yoğun sigara kullanımı, güneşe aşırı maruz kalma, cildi nemsiz bırakma gibi etkenlerle daha da fazla kırışan cilt zamanla yaşlı bir görünüm kazanır. Clostridium botulinum adlı bir bakteriden elde edilen botoks ile bugün kasların hareketlerini yavaşlatarak kırışıklıkları düzeltmek yani adeta yüzünüzü bir güzel ütülemek ve kırışıklıkları açmak mümkün.

Botoksun İçinde Ne Var?

Clostridium botulinum adlı bir bakteriden üretilen botox maddesi, bir çeşit proteindir.

Botoks Yaptırırken Acır mı?

Botox uygulaması ince bir iğne ucuyla cilde etki eder. Botox yaptıran hemen her hasta minik sinek ısırması gibi bir his yaşadığını söyler. Dolayısıyla işlemi ince bir sızıyla ya da dokunuşla cildinizde hissedebilirsiniz ancak buna acı ya da ağrı demek güçtür. Kısaca botox sırasında acı duymayacaksınız.

Botoks Ne İşe Yarar?

Son yılların estetik mucizesi olarak bilinen botoks uygulamasıyla yüzdeki ince ve derin kırışıklıklar açılabilir, gülerken dişlerin aşırı gözükmesi engellenebilir, boyun bantları kırılabilir, burun ucu çekilmesi önlenebilir, mimik kırışıkları engellenebilir, terleme durdurularak günlük yaşam konforu artırılabilir ve migren ağrıları giderilebilir.

Botoksun Tarihi

Bugün daha güzel görünmek ve gençleşmek için bize hizmet eden sevgili botox, ilk olarak Serabral palsi gibi bazı nörolojik problemlerin tedavisinde kaslara etki etmek amacıyla kullanılmıştır. Ayrıca göz tikleri gibi kas sisteminin kontrol edilemediği sinirsel durumlar için de kullanılmıştır ve hala kullanılmaktadır. Ancak esas popülaritesini estetik cerrahide yakalayan botoks, günümüzün güzellik ve gençlik iksiri gibidir.

Botoks Dudak Dolgunlaştırma İçin Kullanılır mı?

Botoks maddesi dolgunlaştıran bir özelliğe sahip değildir. Dolayısıyla dudakları daha dolgun göstermek için botoks yapılmaz.

Botoks Sağlıklı Bir Malzeme midir?

Botoks maddesi, yıllardır felç tedavisi, şaşılık tedavisi ve birçok nörolojik hastalığın tedavisinde başarıyla kullanılmaktadır. Söz konusu malzemeden kaynaklanan bir zarar henüz tespit edilmemiştir.

Botox Yüz İfadesini Yok Mu Ediyor?

Botoks maddesi bir hekim tarafından ve mutlaka bir estetik cerrah tarafından doğru sinir ve kas dokuları göz önüne alınarak uygulandığı sürece yüze ifade veren hiçbir kasa ya da sinire zarar vermez. Dolayısıyla yüz ifadesine kişiyi donuklaştıracak bir etkisi olmaz. Biz buna doğal ifadeyi bozmayan botoks uygulaması yada artist botoksu diyoruz.

Botoks Yılan Zehrinden Mi Yapılıyor?

Tüm ilaçlar doğadaki bitki, hayvan ve diğer dokulardan üretilirler. Yani ilaçları Mars’tan getirmiyoruz. Dolayısıyla yılan zehri, kaplumbağa kabuğu, insan dokusu fark etmeksizin ilaç ilaçtır. Ancak botoks maddesinin yılan zehrinden üretildiği inanışı da tamamen yanlıştır. Malzeme bakterilerin kendini savunma mekanizmasından yararlanan bir yapıya sahiptir.

Botoks Etkisi Yapan Kremler Var mı?

Son yıllarda sadece bir krem ya da losyon pratiğinde uygulanabilen botoks etkisi üzerine pek çok çalışma yapılıyorsa da henüz bu etkiye ulaşılamamış. Botoksun kaslara enjekte edilerek sağladığı etkiyi cilt yüzeyine sürülen bir krem veya losyonla sağlamak bugün için mümkün değil.

Botox Yaptırmak İçin Estetik Cerraha Gitmek Şart mı?

İnsan bedenine yapılacak her uygulama için mutlaka hekime başvurmak gerekir. Bu basit ve temel bilginin yanında botoks gibi kas ve sinirlere etki eden bir enjeksiyon söz konusu olduğunda ise insan kas dokusunu, sinirlerini ve diğer anatomik yapı özelliklerini çok iyi tanıyan bir hekim dışında birine botoks yaptırmanın ne kadar tehlikeli olabileceği hemen anlaşılır. Botoks eğer estetik amaçla yapılıyor ise ne ölçüde yapılırsa estetik bir görünüm elde edileceğini, hangi kaslara müdahale edilerek hangi görünüme ulaşılacağını ancak bir estetik cerrahi uzmanı doğru belirleyebilecektir.

Botoks Nasıl Bir Etkiyle Kırışıklıkları Yok Eder?

Botoks maddesi ince kas demetlerine etki ederek sinirlerle kaslar arasındaki bağlantıyı geçici olarak bloke eder. Aslında sinirlerin ucunda bulunan ve kaslara hareket etmelerini söyleyen bir maddenin salınımını durdurur. Sonuçta da söz konusu kas grubunu örten cilt kırışıksız ve düz görünür.

 

 

 

Güzellik Bilimi Olur mu?

By | Genel | No Comments

Güzellik bilimi nedir? İnsan neden güzel olmak ya da güzel olana yakın olmak ister? Güzelliği bu kadar çekici kılan nedir? Güzelliğin bilimi diye birşey var mı?

Güzellik tamamen fiziksel görünümümüzle ilgili olmasına rağmen çok soyut bir kavram olarak kabul edilir. Ancak güzelliğin fiziksel olan tarafı yani ölçümlenebilen yüzü, bilimin araştırma alanına da girer. İnsan yaşamını şekillendirmede büyük bir etkisi olan güzellik, kavramsal olarak sosyoloji, psikoloji, sanat tarihi, sanat felsefesi, iletişim gibi sosyal bilimlerin ve fiziksel tarafıyla da güzel sanatlar, biyoloji, estetik cerrahi bilimlerinin çalışma alanına giriyor. Üstelik de son yıllarda yapılan akademik araştırmalara bakılırsa bilim adamları arasında çok da popüler bir konu.

Sanat tarihine bir yolculuk yaparsak, sanatın çeşitli alanlarında insan bedeninin çizimi, anatomi bilgisi, gözlem ve insan vücudunun ayrıntılı incelenmesi sonucunda bazı ideal oranlara ulaşıldığını görüyoruz. Güzellik kavramını, ressamların yararlanmasını hedefleyerek, açıklamaya yardımcı olmak amacıyla ilk olarak “simetri”, “kanon” (kesit) ve “altın oran” gibi ölçüler kullanılmıştır. Ancak burada sorulması gereken soru şudur ki, “ideal güzellik denilen kavramın ölçüleri neye göre belirlenmiştir? Her şeyin başlangıcının “sayı” olduğunu ortaya atan ilk filozof Pisagor’dur (M.Ö. 580-M.Ö. 500). Pisagor’la birlikte kozmolojiyi, matematiği, doğa bilimlerini ve estetiği aynı şemsiye altında toplayan “estetik-matematik” bakış doğar: “Evrendeki her şey düzenli olduğu için vardır, düzenlidir; çünkü başlı başına varlığın ve güzelliğin en temel koşulu olan matematik yasalarının gerçekleşmesini ifade eder”. Doğru uyarlanmış bir şey, ortak kanı uyarınca, “güzel” olarak değerlendirilir. Pisagorcu sanatçılar kadın güzelliğini doğru oran ve simetri koşuluna dayandırmak amacıyla gözleri ve belli belirsiz tebessümle kıvrılan dudakların uçlarını eşit ve simetrik yontmuş, göğüsleri aynı büyüklükte göstermiş, saç örgülerini eşit dağıtmış, kollara ve bacaklara eşit doğruluğu vermiştir.  Antik Yunan sanatçılarının kadın bedeninde oran ve düzen arayışında, sadece güzellik ideallerini amaçladığını söylemek tartışmalıdır. Önceleri Paleolitik dönemin “ana tanrıça” kültü (tapınımı) izlerinin görüldüğü Yunan sanatında cinselliğin kullanımı, zamanla azımsanmayacak ölçüde değişime uğramıştır. Bu değişime aracı olan matematiksel kuramlarca bedenin yalnızca fiziksel görünüşü düzene sokulmamış, ahlaksal değerlerin gösterildiği bir sembole dönüştüğü de düşünülür.

Ameliyatsız Yüz Estetiği Olur mu?

By | Genel | No Comments

Yaşlanmak, Pamuk Prenses masalındaki cadı kraliçenin başına gelmemesi için her yolu denediği ve günümüz insanın da öyle kolayca kabul edemediği doğal bir süreç aslında. Yıllar geçtikçe ve yaşınız ilerledikçe söz konusu olan yaşlanma kavramı, fiziksel açıdan bir dizi olumsuzluğu da beraberinde getiriyor. Yüzdeki kırışıklıklarla kendini gösteren yaşlanma belirtileri hemen her insan için ama en çok da kadınlar için kaygı verici ve hatta bazen de çok travmatik olabiliyor. Bir estetik cerrah olarak öncelikle yaşlanma belirtilerine karşı duyulan negatif tepkinin abartılmamasından yanayım. Ancak insanın bedensel güzelliğini korumak için spor yapmak, yediklerine dikkat etmek, iyi giyinmek ve hoş kokmak gibi temel görevleri olduğunu bunlarla beraber gelişen ve herkes için uygulanabilen estetik cerrahi yöntemlerinin de gerektiğinde kullanılmasının önemli olduğunu düşünüyorum.

Ameliyat Yüz Gençleştirme – Ameliyatsız Yüz Estetiği

Yüzdeki yaşa bağlı doku kaybının neden olduğu kırışıklıklar için geçmiş yıllarda tek çözüm cerrahi yöntemlerdi. Yani yüzündeki kırışıklıkları gidermek isteyen bir hasta, ancak bir estetik ameliyat sonucunda çözüme ulaşabiliyordu. Bugün, bilimin yaşama dokunan etkileyici sonuçlarından biri olarak büyük ameliyatlara gerek kalmadan da yüzünüzdeki kırışıklıklardan ve diğer yaşlanma etkilerinden kurtulabiliyorsunuz. İşte bu pratik, hasta konforu açısından çok olumlu üstelik de sonuçları çok başarılı olan ameliyatsız yüz gençleştirme uygulamalarından biri kök hücreden zengin yağ enjeksiyonu ve fraksiyonel lazerin birlikte kullanımı ile izsiz, kesisiz yüz gençleştirme işlemi.

Kendi Yağınızdaki Yenileme Gücü

Pamuk Prenses masalında yaşlı cadının genç kızların kanıyla gençliğini koruduğunu hatırlarsınız. Masallardaki güzellik iksirlerinden esinlenen bir etkiyle gerçek bilimin geliştirdiği bir teknik olan kök hücreden zengin yağ enjeksiyonuyla cildinizin kaybettiği nemi, canlılığı, rengi ve diriliği geri kazanması mümkün. Üstelik bunun için 100 bakirenin kanına hiç gerek yok :), kendi vücudunuzdaki yağ yeterli. Vücudunuzun yağca zengin bölgelerinden alınan yağ ve içeriğindeki kök hücre kısa bir işlemden geçirilerek yüzünüze enjektte edildikten sonra kaybettiğiniz yılları geri alacak ve belki 10 yaş daha genç görüneceksiniz. Yöntemin en büyük avantajı hiç kuşkusuz lokal anestezi altında yapılabilmesi ve hiçbir kesi izi, dikiş izi bırakmaması, zira yağ enjeksiyonu sadece 1mm lik 1-2 delikten gerçekleştirilen bir işlem. Böylece toparlanma sürecide çok daha hızlı ve konforlu.

 

Fraksiyonel Lazerle Kombine Edilen Yağ Enjeksiyonu

Yaşlanmanın ciltteki etkileri sadece sadece kırışıklıklarla sınırlı değildir. Yer yer morarmalar, renk kayıpları, izler ve güneş lekeleri de yaşlanmayla birlikte cildin kendini yenileme özelliğini yitirmesi sonucu artar. İşte bu durumlar için de fraksiyonel lazer oldukça başarılı sonuçlar sunar. Yağ enjeksiyonuyla fraksiyonel lazerin kombinasyonu aslında güçlerin birleştirilmesi işlemi yani bir nevi voltran oluşturuyoruz :), kök hücreler ve yağ dokusu içeriden çalışırken, fraksiyonel lazer derinin yüzeyinden gençleştirme işini yapıyor. Sonuçta  iz bırakmadan, kesi yapmadan, daha genç, daha canlı, lekesiz, elastikiyet kazanmış ve doğal bir yüz görünümü kazanılıyor. Yüz germe gibi büyük cerrahi işlemlere gerek kalmadan

Lazerle Yüz Gençleştirme İle Tanışın Zamanı Geri Alın

By | Genel | No Comments

Yüzümüz çevremizle kurduğumuz iletişimin en önemli araçlarından biridir. Kullandığımız mimikler, yüzümüzün oranları, yüzümüzdeki benler, gamzeler, sivilce izleri ya da kırışıklıklar gibi minik detaylar aslında iletişim kurarken bizi geride bırakan ya da öne çıkaran etkin birer araçtır. Bu nedenle kitleleri etkilemek üzerine çalışan politikacılar günlük hayatlarında çekici görünme hevesinde olmasalar dahi etkili iletişim için yüzlerindeki kırışıklıklara müdahale ettirir, ten renklerini önemser ya da saç ektirirler.

Yüzümüz, bizi çekici, samimi, güzel, etkileyici ya da tam tersi negatif imajlara büründüren en önemli araçtır. Bir Çin Atasözü ’ne göre de “yüzünüz neyse siz de o olursunuz”. Günlük hayatta oldukça önemli bir iletişim ve etkileşim aracı olan yüzümüz, yaşlanmayla birlikte zamanla yer çekimine karşı koyamayarak sarkmaya, içindeki hacmi kaybederek de kırışmaya, güneşe maruziyetin artmasıyla lekelenmeye başlar. Kronik olan ve adeta her bünyenin mutlaka tadacağı bu durum, bugün estetik cerrahi biliminin sağladığı geniş ve konforlu tedavi seçenekleriyle kolayca engellenebiliyor. Yaşlanmaya bağlı cilt deformasyonunu azaltmanız için ise tek yapmanız gereken bir estetik cerraha başvurarak ön bilgi almak.

Günümüzde yüzdeki yaşlanma izlerini gidermek için cerrahi yöntem, dolgu, botoks, lazer tedavisi gibi farklı seçenekler söz konusu.  Bu seçenekler içinde son yıllarda çok popüler olan ve oldukça başarılı sonuçlar sunan lazerle yüz gençleştirme yöntemi, cerrahi kesiye ihtiyaç duyulmaması, ağrı ve sızı şikâyetini minimize etmesi ve etkili bir yüz gençleştirme olanağı sunmasıyla dikkat çekiyor.

Yüz cildinin yaş almaya bağlı olarak gücünü, elastikiyetini, doygunluğunu, nemini kaybetmesi ve güneş ışınlarının da etkisiyle güneş lekelerinin artması sonucu ortaya çıkan yaşlanma etkileri lazerle yüz gençleştirme yöntemiyle kolayca giderilebilmektedir. Özellikle güneşin, doğru korunma sağlanmazsa cilt üzerinde önemli bir tahrip edici olabildiği bilinmektedir. El ve yüz derisi üzerinde özellikle 30’lu yaşlardan sonra güneşin neden olduğu lekelenmeler ve tahribat artmaktadır. Söz konusu yaşla birlikte gelen ve güneşin etkileriyle ortaya çıkan el ve yüz cildindeki lekelenme, kırışma gibi tahribat bugün lazer teknolojisi kullanılarak estetik cerrahlar tarafından başarıyla giderilmektedir. Adeta zamanda yolculukla yılları geri alan bu yöntemin cazibesinin kaynağı ise hasta için son derece konforlu olması, kısa sürede sonuç vermesi, mutlaka iyileşme sağlaması gibi etkenlerde yatar.

Lazerleİşlem sırasında hastaya hekimin ön görüsüne ve hastanın durumuna göre önceden belirlenen biçimde genellikle lokal anestezi uygulanmaktadır. Lazerle yüz gençleştirme uygulaması 1- 2 saat arasında değişen bir sürede devam etmektedir. Hastanın durumuna göre birden fazla seans gerekebilir. İşlem sonrasında yüzde gerginlik ve bir parça yanma hissedilebilir. Hastanın bir süre kendini güneşten koruması gerekir.

Yüzdeki yaşlanma etkilerini gidermek üzere draesthetic kliniğin ’de  Er-Yag Fraksiyonel Lazer kullanılmaktadır. 2940nm dalga boyuna sahip olan Er- Yag Fraksiyonel Lazer, içeriğinde su olan cilt dokusu tarafından emilerek içerdiği enerjiyi cilde aktarır. Lazer uygulamaları alanında Dünya’da öncü olan Er- Yag markası ile uygulanan lazerle yüz gençleştirme tedavisi sonrasında daha genç, daha canlı, ışıltılı ve lekesiz bir cilde kavuşarak yüzünüzdeki güzelliğin çevrenize yansımasını izleyin.

Doç. Dr. Serkan Yıldırım tarafından draesthetic Kliniği’nde uygulanan lazerle yüz gençleştirme uygulaması hakkında bilgi almak için0507 651 35 37 | 0216 565 22 11 numaralı telefonları arayabilirsiniz.

 

Menu